verb

troubleshoot

sorun gidermek, arıza arayıp bulmak

I need to troubleshoot the printer.

Yazıcıdaki sorunu gidermem gerekiyor.

He's good at troubleshooting computer problems.

Bilgisayar sorunlarını gidermekte iyidir.

((sth.)) (bir şeyin) sorunlarını analiz etmek ve çözmek I need to troubleshoot the printer.

Eş anlamlılar: diagnose, debug, fix, resolve

Birleşik bir kelime: 'trouble' (sorun) + 'shoot' (vurmak). Sorunu 'vurmak' veya ondan kurtulmak anlamına gelir, kökeni telefon hattı onarımına dayanır.

Bir dedektif olduğunuzu ve sorunları birer birer 'vurduğunuzu' (shooting) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.