adjective

undercover

gizli, gizli görevde olan

He was an undercover police officer.

O gizli bir polis memuruydu.

The journalist conducted an undercover investigation.

Gazeteci gizli bir soruşturma yürüttü.

bir undercover ((isim)) gizli görevde olan, gizli She was an undercover agent.

to go undercover gizli göreve gitmek The detective had to go undercover.

Eş anlamlılar: secret, clandestine, covert; Zıt anlamlılar: overt, open, public

'under' (altında) ve 'cover' (örtü, gizlenme) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla bir örtü veya kılık değiştirme altında hareket etmek demektir.

Gizli kalmak için bir 'örtünün' (cover) 'altında' (under) saklanan bir casus hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.