noun

bars

barlar, çubuklar, parmaklıklar, ölçüler

There are many bars in this city.

Bu şehirde çok sayıda bar var.

The windows had strong iron bars.

Pencerelerde sağlam demir parmaklıklar vardı.

This song has four bars per line.

Bu şarkının her satırında dört ölçü var.

((çoğul isim)) alkol servisi yapan yerler. There are many bars on this street.

((bir şeyin üzerindeki parmaklıklar)) güvenlik için metal çubuklar. He saw the bars on the window.

((müzikte ölçüler)) müzikteki birimler. The song is structured in 16 bars.

Eş anlamlılar: pubs, taverns (içki yerleri); rods, poles (metal için)

Eski Fransızca'da 'kiriş, kapı, engel' anlamına gelen 'barre' kelimesinden gelir.

Bir müzik 'bar'ında, hapishane 'parmaklıkları' (bars) arkasında çikolata 'barları' (bars) yediğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.