upset
Çeviri
üzmek, keyfini kaçırmak, devirmek, altüst etmek
Örnekler
Don't upset your little sister.
Küçük kız kardeşini üzme.
She was upset by his rude comment.
Kaba yorumu yüzünden keyfi kaçtı.
He accidentally upset his coffee.
Yanlışlıkla kahvesini devirdi.
The small team upset the champions.
Küçük takım şampiyonları yenerek sürpriz yaptı.
Dilbilgisi Kalıpları
((birini/bir şeyi)) to upset (sb./sth.) (birini) üzmek veya (bir şeyi) devirmek His words upset her.
((biri)) to be upset ((about/with/by sth.)) (bir şeye) üzülmek She is upset about the delay.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Orta İngilizce'de 'kurmak' anlamına gelen 'upsetten' kelimesinden türemiştir ve daha sonra 'devirmek' veya 'rahatsız etmek' anlamını kazanmıştır.
Hafıza İpuçları
Bir şeyin güzelce 'kurulu' ('set') olduğunu, ancak onu 'yukarı' ('up') iterek devrilmesine ve dağınıklık veya kötü bir his yaratmasına neden olduğunuzu hayal edin.