adjective

useless

faydasız, işe yaramaz, nafile

This old phone is useless.

Bu eski telefon işe yaramaz.

It's useless to argue with him.

Onunla tartışmak faydasız.

((bir şey)) faydasızdır ((bir şey)) işe yaramaz This old phone is useless.

((mastar)) faydasızdır (bir şeyi) yapmak nafiledir It's useless to argue with him.

Eş anlamlılar: worthless, ineffective; Zıt anlamlılar: useful, helpful

'use' (kullanım) ve '-less' (-sız, -siz) ekinin birleşimiyle oluşur. 'Kullanımsız' anlamına gelir.

Bir aletin artık 'kullanımı' (use) yoksa, o 'use-less' (faydasız) olur diye düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.