noun

verse

dize, mısra, ayet, kıta

He wrote a poem in verse.

Şiiri nazım şeklinde yazdı.

She quoted a verse from the Bible.

İncil'den bir ayet alıntıladı.

The song has three verses and a chorus.

Şarkının üç kıtası ve bir nakaratı var.

a verse from ((bir şey)) ...'den bir ayet/dize. He read a verse from the Bible.

in verse nazım şeklinde. The story was told in verse.

a verse of ((bir şarkı)) bir şarkının kıtası. I only know the first verse of the song.

Eş anlamlılar: poetry, stanza, line, rhyme

Latince 'bir yazı satırı' anlamına gelen 'versus' kelimesinden, kelimenin tam anlamıyla 'dönüş', 'döndürmek' anlamına gelen 'vertere'den gelir. Fikir bir satırdan diğerine geçmektir.

Bir şiirde bir sonraki dizeye 'geçmeyi' veya sayfayı 'çevirmeyi' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.