adjective

wandering

gezen, dolaşan, başıboş

He has a wandering mind.

Dalgın bir zihni var.

We took a wandering path through the woods.

Ormanın içinden geçen dolambaçlı bir yola girdik.

((isim)) (isim)i başıboş olarak tanımlar A wandering dog came to our door.

Eş anlamlılar: roaming, drifting, meandering; Zıt anlamlılar: focused, direct, stationary

Eski İngilizce'deki 'wandrian' (amaçsızca dolaşmak) kelimesinden gelir. '-ing' eki sıfat yapar.

Bir 'vagonun' raylar olmadan, amaçsızca 'dolaştığını' hayal edin. 'Wandering' bu anlama gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.