yield
Çeviri
ürün vermek, teslim olmak, yol vermek, boyun eğmek
Örnekler
The land yields a good harvest.
Toprak iyi bir hasat veriyor.
He refused to yield to pressure.
Baskıya boyun eğmeyi reddetti.
Drivers must yield to pedestrians.
Sürücüler yayalara yol vermelidir.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir şey)) (bir şey) getirmek, sağlamak The investment yields a high return.
((birine/bir şeye)) (birine/bir şeye) boyun eğmek She yielded to his arguments.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Eski İngilizce'de 'ödemek' anlamına gelen 'gieldan' kelimesinden türemiştir. Bu, 'teslim olmak' veya 'üretmek' anlamına evrilmiştir.
Hafıza İpuçları
Bir tarlanın mahsul 'yield' (vermesi) veya bir sürücünün yolda 'yield' (yol vermesi) durumunu hayal edin.