adjective

boastful

övünen, böbürlenen, küstah

He made a boastful speech about his success.

Başarısı hakkında övünen bir konuşma yaptı.

She has a boastful manner that annoys people.

İnsanları rahatsız eden övüngen bir tavrı var.

((a/an)) boastful ((isim)) övünen He is a boastful person.

Eş anlamlılar: arrogant, conceited, bragging; Zıt anlamlılar: modest, humble

'boast' (övünmek) fiili ve 'dolu' anlamına gelen '-ful' ekinin birleşimi. Yani, kelimenin tam anlamıyla 'övünme dolu'.

'Övünme' ('boasts') ile 'dolu' ('full') olan biri 'boastful'dur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.