adjective

borderline

sınırda, belirsiz, şüpheli

His behavior is borderline acceptable.

Davranışı sınırda kabul edilebilir.

She received a borderline pass on the exam.

Sınavdan sınırda bir geçer not aldı.

((borderline)) ((noun)) sınırda olan ... It was a borderline decision.

((to be)) borderline sınırda olmak His performance was borderline.

Eş anlamlılar: marginal, ambiguous, on the edge

'border' (sınır) ve 'line' (çizgi) kelimelerinin birleşimidir.

'Sınır' (border) olan 'çizginin' (line) tam üzerinde duran ve her iki tarafa da düşebilecek bir şey hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.