verb

bother

rahatsız etmek, zahmet etmek, endişelendirmek, canını sıkmak

Don't bother your father when he's working.

Baban çalışırken onu rahatsız etme.

Don't bother to call me back.

Beni geri arama zahmetine girme.

Does it bother you that he is late?

Onun geç kalması seni rahatsız ediyor mu?

((birini)) rahatsız etmek Babanı rahatsız etme.

zahmet etmek ((fiil)) Geri arama zahmetine girme.

endişelenmek ((bir şey hakkında)) Ayrıntılar hakkında endişelenme.

Synonyms: annoy, disturb, trouble; Antonyms: help, please, soothe

Eski İngilizce'deki 'bodrian' kelimesinden gelir, kökeni bilinmemektedir. Şimdi sorun çıkarmak veya zahmet etmek anlamında kullanılır.

Sizi her zaman 'rahatsız eden' (bothers) bir 'kardeşi' (brother) düşünerek rahatsızlık anlamını hatırlayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.