verb

bulge

şişmek, çıkıntı yapmak, fırlamak

His pockets were bulging with candy.

Cepleri şekerle dolup taşıyordu.

Her eyes bulged with surprise.

Gözleri şaşkınlıkla dışarı fırladı.

((özne)) + bulge + ((with sth.)) bir şeyle dolu olmak His pockets were bulging with candy.

((özne)) + bulge şişmek veya dışarı çıkmak Her eyes bulged.

Eş anlamlılar: swell, protrude, stick out

Eski Fransızca'da 'deri çanta' anlamına gelen 'bouge' kelimesinden gelir. Fikir, bir çantanın dışarı doğru şişmesidir.

O kadar dolu ki şişmeye (to bulge) başlayan bir deri çanta ('bouge') hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.