noun

burden

yük, külfet, sıkıntı

He carried a heavy burden on his back.

Sırtında ağır bir yük taşıyordu.

The financial burden of the new house was significant.

Yeni evin mali yükü önemliydi.

I don't want to be a burden to you.

Sana yük olmak istemiyorum.

((sb.))'e yük a burden to ((sb.)) Sana yük olmak istemiyorum.

((sth.))'nın yükü the burden of ((sth.)) Sorumluluğun yükünü taşıyor.

bir yük taşımak to bear/carry a burden Ağır bir mali yük taşımak zorunda kaldılar.

Eş anlamlılar: load (yük), weight (ağırlık), responsibility (sorumluluk), hardship (zorluk); Zıt anlamlılar: relief (rahatlama), comfort (teselli), aid (yardım)

Eski İngilizce'de 'taşımak' anlamına gelen 'beran' fiiliyle ilişkili olan 'byrðen' kelimesinden gelir.

Bir 'burden' (yük), 'bear' (taşımak/katlanmak) zorunda olduğunuz bir şeydir. Kelimeler hem ses hem de köken olarak benzerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.