noun

carriage

at arabası, vagon, duruş

The prince arrived in a horse-drawn carriage.

Prens atlı bir arabayla geldi.

She has a very elegant and upright carriage.

Çok zarif ve dik bir duruşu var.

This train has ten carriages.

Bu trenin on vagonu var.

atlı bir ((carriage)) at arabası A princess rode in a beautiful carriage.

bir kişinin ((carriage))'ı bir kişinin duruşu The dancer had a graceful carriage.

Eş anlamlılar: coach, wagon (araç); posture, bearing (duruş)

Eski Fransızca 'cariage' kelimesinden, 'carier' (taşımak) fiilinden gelir. Taşıma eylemiyle ilgilidir.

Bir şeyin nasıl 'taşındığını' (carried) düşünün. Bir araç insanları 'taşır' ve vücudunuz kendini 'taşır' (duruşunuz).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.