verb

discourage

cesaretini kırmak, vazgeçirmek, caydırmak

Don't let one failure discourage you.

Bir başarısızlığın cesaretini kırmasına izin verme.

The high price will discourage buyers.

Yüksek fiyat alıcıları caydıracaktır.

They tried to discourage him from leaving.

Onu gitmekten vazgeçirmeye çalıştılar.

((birinin)) cesaretini kırmak Bir başarısızlığın cesaretini kırmasına izin verme.

((birini)) ((bir şey yapmaktan)) vazgeçirmek Onu gitmekten vazgeçirmeye çalıştılar.

Eş anlamlılar: cesaretini kırmak, caydırmak, vazgeçirmek; Zıt anlamlılar: teşvik etmek, ilham vermek, ikna etmek

'dis-' (değil, karşıtı) + 'courage' (cesaret). Birinin cesaretini almak.

'Dis-' 'uzak' anlamına gelir ve 'courage' cesarettir. Yani 'discourage' cesareti alıp götürmektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.