noun

disquiet

huzursuzluk, endişe

There was a growing disquiet about the new policy.

Yeni politika hakkında büyüyen bir huzursuzluk vardı.

He felt a sense of disquiet watching the scene.

Sahneyi izlerken bir huzursuzluk hissetti.

((about/over sth.)) (hakkında) huzursuzluk There is public disquiet about the reforms.

Eş anlamlılar: anxiety, unease, worry; Zıt anlamlılar: calm, peace, quiet

'dis-' (olumsuzluk) ön eki + 'quiet' (sessiz, sakin) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla sessiz veya sakin olmama durumudur.

Zihninizin 'sakin olmadığını' düşünün - endişelerle dolu, bu yüzden 'disquiet' (huzursuzluk).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.