adjective

due

vadesi gelmiş, beklenen, den kaynaklanan, gereken

The rent is due tomorrow.

Kiranın son ödeme tarihi yarın.

The train is due to arrive soon.

Trenin yakında varması bekleniyor.

The delay was due to traffic.

Gecikme trafikten kaynaklandı.

She is due for a promotion.

Terfi zamanı geldi.

((...)) is due (vadesi gelmiş olmak) The rent is due tomorrow.

((...)) is due to-inf (yapması beklenmek) The train is due to arrive soon.

((...)) is due to sth. (-den kaynaklanmak) The delay was due to traffic.

((...)) is due for sth. (zamanı gelmek) She is due for a promotion.

Synonyms: owing, expected, scheduled; Antonyms: undue, unexpected

Eski Fransızca 'deu' kelimesinden, 'devoir' (borçlu olmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı, o da Latince 'debere' (borçlu olmak) kelimesinden gelir.

Bir kütüphane kitabının veya faturanın 'due date' (son ödeme tarihi) kelimesini düşünün. Bir şeyin borçlu olunduğu veya gerçekleşmesinin beklendiği tarihtir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.