verb

emanate

yaymak, çıkmak, kaynaklanmak

A strange light emanated from the house.

Evden garip bir ışık yayılıyordu.

She emanates a sense of calm.

O, bir sakinlik hissi yayıyor.

Good ideas emanate from our team.

İyi fikirler ekibimizden kaynaklanır.

((from sth.)) bir kaynaktan çıkmak Evden garip bir ışık yayılıyordu ((from the house)).

((sth.)) görünüşünüz ve davranışlarınızla bir nitelik veya duygu ifade etmek O, ((bir sakinlik hissi)) yayıyor.

Synonyms: radiate, emit, issue; Antonyms: absorb, conceal

Latince 'e-' (dışarı) + 'manare' (akmak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'dışarı akmak' demektir.

Ateşten yayılan ısı gibi, bir kaynaktan 'dışarı akan' bir koku, ışık veya his hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.