adjective

embarrassing

utanç verici, mahcup edici

It was an embarrassing situation.

Utanç verici bir durumdu.

He made an embarrassing mistake.

Utanç verici bir hata yaptı.

utanç verici bir ((isim)) utanç verici bir ((isim)) It was an embarrassing moment.

((bir şey yapmak)) utanç verici ((bir şey yapmak)) utanç verici It is embarrassing to fall in public.

Synonyms: awkward, shameful, humiliating; Antonyms: comfortable, pleasing

Fransızca 'embarrasser' (engellemek) kelimesinden gelir, 'em-' (içine) + 'barre' (çubuk). Kelimenin tam anlamıyla birinin yoluna bir çubuk koymak.

Herkesin içinde bir 'bar' (çubuk) tarafından engellendiğinizi ve garip hissettiğinizi hayal edin. Bu utanç vericidir (embarrassing).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.