adjective

engaged

nişanlı, meşgul

They are engaged to be married.

Evlenmek için nişanlılar.

He is engaged in a meeting.

Bir toplantıyla meşgul.

The phone line is engaged.

Telefon hattı meşgul.

engaged ((to sb.)) (biriyle) nişanlı olmak She is engaged to her childhood friend.

engaged ((in sth.)) (bir şeyle) meşgul olmak The team is engaged in a new project.

Eşanlamlılar: nişanlı, meşgul; Zıtanlamlılar: bekar, serbest, müsait

Fransızca 'engager' (rehin vermek, söz vermek) kelimesinden gelir. 'en-' öneki 'içinde', 'gage' ise 'rehin, teminat' anlamına gelir. Yani 'bir söz içinde'.

Birinin parmağına 'nişan' yüzüğü takıldığını ve nişanlı olduğunu hayal edin. Veya dişlilerin birbirine 'geçmesi' (engage) ve meşgul hale gelmesi gibi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.