face
Çeviri
yüz, ifade, cephe, yüzleşmek
Örnekler
She has a happy face.
Onun mutlu bir yüzü var.
He looked at the face of the clock.
Saatin yüzüne baktı.
You must face the consequences.
Sonuçlarla yüzleşmelisin.
Dilbilgisi Kalıpları
((birinin)) yüzü birinin yüzü I saw the smile on her face.
((bir şeyin)) yüzü bir şeyin ön yüzeyi The north face of the mountain is steep.
((bir şeyle)) yüzleşmek bir şeyle yüzleşmek We have to face the problem.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar (isim): çehre, sima; Eş anlamlılar (fiil): yüzleşmek, karşılaşmak
Etimoloji
Latince 'görünüş, biçim, şekil' anlamına gelen 'facies' kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
Bir kişinin başının ön kısmı veya bir nesnenin ön yüzeyi olarak hatırlayın.