adjective

faced

yüzleşmiş, karşı karşıya kalmış, kaplı

She was faced with a difficult choice.

Zor bir seçimle karşı karşıyaydı.

The building is brick-faced.

Bina tuğla kaplıdır.

faced with ((sth.)) (bir şey) ile karşı karşıya kalmak She was faced with a difficult choice.

((material))-faced (malzeme) kaplı It was a brick-faced house.

Eş anlamlılar: confronted, encountered; İlgili kavramlar: covered, clad

'to face' fiilinin geçmiş zaman ortacı, Latince 'facies' (yüz, biçim, görünüş) kelimesinden gelir.

Bir sorunla 'yüzleştiğinizde' (faced), 'yüzünüzün' (face) o soruna dönük olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.