verb

fathom

akıl erdirmek, anlamak, kavramak

I can't fathom why he left.

Neden gittiğine akıl erdiremiyorum.

It is hard to fathom the vastness of space.

Uzayın enginliğini kavramak zor.

((sth.)) (~e) akıl erdirmek I can't fathom his decision.

((why/how/what...)) (neden/nasıl ~diğine) akıl erdirmek I can't fathom why he did it.

Synonyms: understand, comprehend, grasp, penetrate

Eski İngilizce'de 'kulaç' anlamına gelen 'fæðm' kelimesinden türemiştir, bir derinlik ölçü birimidir. Fiil anlamı, bir şeyin 'dibine inme' fikrinden gelir.

Okyanusun derinliğini kollarınızla (bir kulaç) ölçmeye çalıştığınızı hayal edin. O kadar derin ki derinliğini 'kavrayamazsınız' veya anlayamazsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.