verb

fill

doldurmak, tamamlamak

Can you fill the glass with water?

Bardağı suyla doldurabilir misin?

Please fill out this application form.

Lütfen bu başvuru formunu doldurun.

The smell of baking filled the air.

Pişirme kokusu havayı doldurdu.

The job opening has been filled.

Açık iş pozisyonu dolduruldu.

((bir şeyi)) ((bir şeyle)) (bir şeyi) (bir şeyle) doldurmak Şişeyi suyla doldurdu. She filled the bottle with water.

((bir şeyi)) (bir formu vb.) doldurmak Lütfen bu formu doldurun. Please fill out this form.

((bir şeyi)) bir alanı kaplamak Müzik odayı doldurdu. The music filled the room.

((bir pozisyon/rol)) bir işi doldurmak Müdür pozisyonunu doldurmaları gerekiyor. They need to fill the manager position.

Eş anlamlılar: tamamlamak, işgal etmek, yüklemek; Zıt anlamlılar: boşaltmak, akıtmak

Eski İngilizce'de 'doldurmak, tam yapmak' anlamına gelen 'fyllan' kelimesinden gelir.

Bir şeyi 'doldurduğunuzda' (fill), 'dolu' (full) hale gelir. Bu bağlantıyı unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.