adjective

habitual

alışılmış, her zamanki, mutat

He is a habitual liar.

O alışkanlık haline getirmiş bir yalancıdır.

She took her habitual walk after dinner.

Akşam yemeğinden sonra her zamanki yürüyüşünü yaptı.

alışılmış bir ((isim)). O, alışılmış bir sigara içicisidir.

Synonyms: customary, regular, usual; Antonyms: unusual, occasional, infrequent

Latince 'alışkanlık, durum' anlamına gelen 'habitus'tan gelen 'habitualis'ten.

'Habit' (alışkanlık) kelimesini biliyorsanız, bu sadece onun sıfat halidir. Alışkanlıktan yapılan bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.