adjective

impulsive

dürtüsel, fevri, içgüdüsel

She made an impulsive decision to quit her job.

İşini bırakmak için dürtüsel bir karar verdi.

He is known for his impulsive behavior.

Dürtüsel davranışlarıyla tanınır.

((dürtüsel)) + isim düşünmeden aniden yapılan dürtüsel bir satın alma

((dürtüsel)) olmak düşünmeden aniden bir şeyler yapma eğiliminde olmak Bazen çok dürtüsel olabiliyor.

Synonyms: spontane, aceleci, düşüncesiz; Antonyms: temkinli, kasıtlı, sağduyulu

'impulse' (dürtü) + '-ive' (sıfat yapan ek). 'Impulse', Latince 'impellere' (itmek) kelimesinden gelir.

Bir 'dürtü' (impulse) ile hareket eden kişi 'dürtüsel'dir (impulsive). '-ive' eki genellikle '... niteliğine sahip' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.