verb

incite

kışkırtmak, teşvik etmek, tahrik etmek

His words incited the crowd to violence.

Sözleri kalabalığı şiddete teşvik etti.

They were accused of inciting racial hatred.

Irkçı nefreti körüklemekle suçlandılar.

((sb.)) ((to sth.)) (birini) (bir şeye) kışkırtmak/teşvik etmek Sözleri kalabalığı şiddete teşvik etti.

((sth.)) (bir şeyi) körüklemek Irkçı nefreti körüklemekle suçlandılar.

Eş anlamlılar: provoke, stir up, instigate; Zıt anlamlılar: deter, pacify

Latince 'incitare' (harekete geçirmek, teşvik etmek) kelimesinden gelir, 'in-' (içine) + 'citare' (hareket ettirmek, heyecanlandırmak).

'in' (içine) + 'cite' (çağırmak) olarak düşünün. İnsanları bir eyleme 'çağırıyorsunuz', genellikle olumsuz bir eyleme.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.