adjective

insolvent

iflas etmiş, aciz

The company was declared insolvent.

Şirketin iflas ettiği açıklandı.

He is an insolvent debtor.

O, borcunu ödeyemeyen bir borçlu.

iflas etmek borçları ödeyemez hale gelmek The company became insolvent last year.

iflas etmiş bir ((isim)) borçlarını ödeyemeyen bir (isim) He is an insolvent debtor.

Eş anlamlılar: bankrupt, broke; Zıt anlamlılar: solvent, wealthy

Latince 'in-' (değil) + 'solvens' (ödeyen). 'Ödememe' durumunu tanımlayan sıfat.

İsim hali 'insolvency' gibi, 'ödeme gücü olmayan' anlamına gelir. Borçlarını ödeyemeyen bir kişiyi veya şirketi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.