adjective

intrinsic

içsel, asli, doğasında olan

The intrinsic value of the diamond is high.

Elmasın öz değeri yüksektir.

Creativity is intrinsic to human nature.

Yaratıcılık insan doğasının bir parçasıdır.

((bir şeyin)) öz değeri/niteliği ((bir şeyin)) temel ve esas değeri/niteliği Resmin öz değeri yüksektir.

((bir şey)) ((bir şeye)) özgüdür ((bir şeyin)) esas bir parçası olmak Risk, kaya tırmanışı sporuna özgüdür.

Eş anlamlılar: inherent, innate, essential; Zıt anlamlılar: extrinsic, external, acquired

Latince 'içeride, iç tarafta' anlamına gelen 'intrinsecus' kelimesinden, 'intra-' (içinde) + 'secus' (boyunca) kelimelerinden türemiştir.

'İç-taraf' (in-side) gibi düşünün. İçsel (intrinsic) nitelikler bir şeyin içindedir, temel doğasının bir parçasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.