verb

jostle

itişip kakışmak, dirseklemek, toslamak

Fans jostled to get a glimpse of the star.

Hayranlar yıldızı bir anlığına görebilmek için itişip kakıştı.

He jostled his way through the crowded street.

Kalabalık caddede itişe kakışa yolunu açtı.

((for sth.)) (bir şey için) itişip kakışmak Fans jostled for a better view.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) itmek He jostled the old man aside.

Eş anlamlılar: push (itmek), shove (itmek), elbow (dirseklemek), bump (çarpmak)

Orta İngilizce'deki 'justlen' kelimesinden gelir, bu da 'mızrak dövüşü yapmak' anlamına gelen 'jousten' kelimesinin sık yapılan halidir ve 'çarpmak' anlamına gelir.

İnsanlardan oluşan bir 'orman' (jungle) içinde olduğunuzu ve yolunuzu 'jostle' (itişip kakışarak) açmanız gerektiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.