adjective

keen

hevesli, keskin, zeki, şiddetli

He is keen on learning new languages.

Yeni diller öğrenmeye heveslidir.

She has a keen sense of smell.

Keskin bir koku alma duyusu var.

The knife has a very keen edge.

Bıçağın çok keskin bir ağzı var.

There is keen competition for the job.

İş için kıyasıya bir rekabet var.

be keen on (sth./-ing) (-e) meraklı olmak He is keen on learning new languages.

be keen to (to-inf) (-meye) hevesli olmak She was keen to start the project.

a keen (isim) keskin bir (isim) She has a keen sense of smell.

Synonyms: istekli, keskin, sivri; Antonyms: körelmiş, ilgisiz, isteksiz

Eski İngilizce'de 'cesur, bilge' anlamına gelen 'cēne' kelimesinden gelir. Zamanla 'keskin' veya 'hevesli' anlamına gelecek şekilde evrilmiştir.

Çok keskin olan bir kartalın 'keskin' (keen) gözünü veya bir fikre 'hevesli' (keen) olmayı, yani o konuda çok hevesli olduğunuzu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.