verb

keep

tutmak, saklamak, devam etmek, sürdürmek

You can keep the change.

Para üstü sende kalabilir.

Please keep the door closed.

Lütfen kapıyı kapalı tutun.

I keep my keys in my pocket.

Anahtarlarımı cebimde tutarım.

Keep trying your best.

Elinizden gelenin en iyisini yapmaya devam edin.

((sth.)) (bir şeyi) almak, tutmak You can keep the change.

((sth.)) ((adjective)) (bir şeyi) (bir durumda) tutmak Please keep the door closed.

((sth.)) ((prepositional phrase)) (bir şeyi) (bir yerde) saklamak I keep my keys in my pocket.

((-ing)) (bir şeyi yapmaya) devam etmek Keep trying your best.

Eş anlamlılar: retain, hold, maintain; Zıt anlamlılar: lose, discard, release

Eski İngilizce'de 'ele geçirmek, tutmak, korumak' anlamına gelen 'cēpan' kelimesinden gelir.

Hayvanları güvende 'tutan' (keeps) bir hayvanat bahçesi bakıcısı (keeper) hayal edin. Temel fikir bir şeyi tutmak veya sürdürmektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.