adjective

laden

yüklü, dolu

The trees were laden with fruit.

Ağaçlar meyve yüklüydü.

He arrived laden with gifts.

Hediyelerle yüklü bir şekilde geldi.

She had a heart laden with sorrow.

Kalbi kederle doluydu.

laden with ((sth.)) (bir şey) ile yüklü The table was laden with food.

Eş anlamlılar: loaded (yüklü), filled (dolu), burdened (yük altında)

'to lade' (yüklemek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır, 'load' kelimesiyle ilgilidir.

Türkçedeki 'laden' (bir tür ağaç sakızı) kelimesini düşünün. Ağaçların reçine 'yüklü' olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.