noun

leverage

kaldıraç gücü, koz, etki

We have little leverage in the negotiations.

Müzakerelerde çok az kozumuz var.

Use a crowbar for better leverage.

Daha iyi kaldıraç gücü için bir levye kullanın.

((birisi/bir şey üzerinde)) koz ((sahibi olmak/kullanmak)) birisi/bir şey üzerinde koz sahibi olmak/kullanmak The company has significant leverage over its suppliers.

Eş anlamlılar: influence (etki), advantage (avantaj), power (güç), clout (nüfuz)

'lever' (kaldıraç) + '-age' ekinden gelir. Fikir, gücü artırmak için bir kaldıraç kullanmaktır.

Ağır bir şeyi hareket ettirmek için bir 'kaldıraç' (lever) kullandığınızı düşünün. 'Leverage', büyük bir sonuç elde etmek için küçük bir avantaj kullanmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.