verb

linger

oyalanmak, kalmak, aylaklık etmek, devam etmek

The smell of coffee lingered in the air.

Kahve kokusu havada asılı kaldı.

He lingered after the party to help clean up.

Partiden sonra ortalığı toparlamaya yardım etmek için oyalandı.

The doubt lingered in her mind.

Şüphe zihninde devam etti.

((sb./sth.)) lingers ((biri/bir şey)) oyalanır, kalır The smell of coffee lingered in the air.

((sth.)) lingers ((in sb.'s mind)) ((bir şey) (birinin) aklında kalır) The doubt lingered in her mind.

Eş anlamlılar: oyalanmak, kalmak, devam etmek; Zıt anlamlılar: ayrılmak, gitmek, yok olmak

Eski İngilizce'de 'uzatmak, sürdürmek' anlamına gelen 'lengan' kelimesinden gelir.

Bir şeyin 'uzun' ('long') süre kaldığını düşünün. 'Linger' kelimesi 'longer' (daha uzun) gibi duyulur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.