verb

argue

tartışmak, iddia etmek, savunmak

They always argue about money.

Her zaman para konusunda tartışırlar.

He argued that the plan was too risky.

Planın çok riskli olduğunu savundu.

((biri)) ((biriyle)) ((bir şey hakkında)) tartışmak anlaşmazlık yaşamak My parents often argue about politics.

((biri)) ((... olduğunu)) savunmak bir neden veya görüş belirtmek She argued that we should leave early.

((biri)) ((bir şeyi)) savunmak/((bir şeye)) karşı çıkmak bir şeyin lehinde veya aleyhinde nedenler sunmak He argued for a change in policy.

Eş anlamlılar: debate, dispute, quarrel; Zıt anlamlılar: agree, concur

Latince 'açıklığa kavuşturmak, kanıtlamak, suçlamak' anlamına gelen 'arguō' kelimesinden gelir.

Mahkemede bir davayı tartışan, argümanlarını sunan iki avukatı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.