noun

motive

güdü, sebep, neden

The police are investigating the motive for the crime.

Polis, suçun nedenini araştırıyor.

His motive was to help his family.

Onun amacı ailesine yardım etmekti.

motive for ((sth.)) (bir şeyin) nedeni Polis, suçun nedenini araştırıyor.

motive to ((do sth.)) (bir şey yapma) nedeni Suçu işlemek için bir nedeni yoktu.

Eş anlamlılar: reason, cause, purpose, incentive

Latince 'movere' (hareket etmek) kelimesinden gelen 'motivus' (hareket ettiren) kelimesinden türemiştir. 'motion' (hareket) kelimesinin köküdür.

'Motive', özellikle yasal veya psikolojik bağlamda bir kişiyi harekete 'geçiren' şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.