adjective

obstinate

inatçı, dik kafalı

The obstinate child refused to eat his vegetables.

İnatçı çocuk sebzelerini yemeyi reddetti.

He is obstinate in his refusal to apologize.

Özür dilemeyi inatla reddediyor.

((isim)) inatçı O inatçı bir adam.

((in sth.)) bir konuda inatçı Kararında inatçıydı.

Eş anlamlılar: stubborn (inatçı), headstrong (dik kafalı); Zıt anlamlılar: compliant (uyumlu), flexible (esnek)

Latince 'obstinare' (ısrar etmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'obstinatus' kelimesinden gelir, 'ob-' (karşı) + 'stare' (durmak).

Tüm diğer görüşlere 'karşı duran' ('ob-stin-') birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.