noun

passion

tutku, ihtiras, şevk

She has a passion for music.

Müziğe karşı bir tutkusu var.

He spoke with great passion about the project.

Proje hakkında büyük bir tutkuyla konuştu.

((sth.)) için ((bir tutku)). She has a passion for music.

((tutkuyla)). He spoke with great passion.

Eş anlamlılar: enthusiasm (coşku), zeal (şevk), desire (arzu); Zıt anlamlılar: apathy (ilgisizlik), indifference (kayıtsızlık)

Latince'de 'acı çekmek, katlanmak' anlamına gelen 'patior' kelimesinden gelir. Başlangıçta İsa'nın çektiği acıyı ifade ediyordu. Bu güçlü bir duygu olduğu için anlamı 'güçlü duygu' olarak gelişmiştir.

Bir şeye duyulan 'tutkuyu', o kadar güçlü bir duygu olarak düşünün ki, onu yapamazsanız 'acı çekersiniz'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.