berechtigen
Çeviri
yetki vermek, hak kazandırmak, gerekçelendirmek
Örnekler
Dieses Ticket berechtigt Sie zum Eintritt.
Bu bilet size giriş hakkı verir.
Seine Erfahrung berechtigt ihn zu dieser Aussage.
Onun tecrübesi, bu ifadeyi kullanmasına hak veriyor.
Dilbilgisi Kalıpları
((j-n)) ((et3)) (birine) (bir şey için) yetki vermek Bu bilet size giriş hakkı verir.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: ermächtigen, autorisieren; Zıt anlamlılar: verbieten, verwehren
Etimoloji
'be-' öneki (geçişli fiil yapar) + 'Recht' (hak, hukuk) + '-igen' fiil eki. Kelimenin tam anlamıyla 'bir hak vermek'.
Hafıza İpuçları
Birine bir şey yapma 'hakkı' (Recht) verdiğinizi düşünün. Bilet size girme hakkı verir.