flüstern
Çeviri
fısıldamak
Örnekler
Sie flüsterte ihm ein Geheimnis ins Ohr.
Kulağına bir sır fısıldadı.
Die Blätter flüstern im Wind.
Yapraklar rüzgarda fısıldıyor.
Dilbilgisi Kalıpları
((et4)) bir şeyi fısıldamak Onun adını fısıldadı. Sie flüsterte seinen Namen.
((j-m)) ((et4)) birine bir şey fısıldamak Kulağına bir cevap fısıldadı. Er flüsterte ihr eine Antwort ins Ohr.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: tuscheln, murmeln; Zıt anlamlılar: schreien (bağırmak), rufen (çağırmak)
Etimoloji
Yansıma bir kelimedir, fısıldama sesini taklit eder.
Hafıza İpuçları
'flüstern' kelimesinin sesi, yumuşak, hışırdayan bir fısıltı gibi gelir.