Adjektiv

ungewohnt

alışılmadık, garip, yabancı

Die Stille war ungewohnt.

Sessizlik alışılmadıktı.

Er ist das frühe Aufstehen ungewohnt.

Erken kalkmaya alışkın değil.

((olmak)) + ungewohnt. Sessizlik alışılmadıktı.

((birine)) ((bir şey)) ungewohnt olmak. Bu iş bana yabancı.

Eş anlamlılar: alışılmadık, yabancı; Zıt anlamlılar: alışılmış, tanıdık

un- (olumsuzluk) ön eki + gewohnt (alışkın). Kelimenin tam anlamıyla 'alışkın olmayan'.

Bir yerde uzun süre 'wohnen' (yaşamazsanız), orası 'ungewohnt' (yabancı) gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.