Adjektiv

ausgeprägt

belirgin, bariz, kuvvetli

Er hat einen ausgeprägten Gerechtigkeitssinn.

Onun belirgin bir adalet duygusu var.

Sie zeigt ein ausgeprägtes Interesse an Kunst.

Sanata karşı belirgin bir ilgi gösteriyor.

((Sıfat)) + İsim Onun belirgin bir karakteri var. Er hat einen ausgeprägten Charakter.

Eşanlamlılar: deutlich (net), stark (güçlü); Zıtanlamlılar: schwach (zayıf), undeutlich (belirsiz)

'aus-' (dışarı) + 'prägen' (basmak, damgalamak). Kelimenin tam anlamıyla 'dışarı basılmış', bu nedenle net ve belirgin olan bir şey.

Üzerindeki resim net bir şekilde 'dışarı basılmış' (ausgeprägt) olan bir madeni para hayal edin, bu da onu çok belirgin ve görülmesi kolay hale getirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.