Adjektiv

durchlebt

yaşanmış, tecrübe edilmiş

Eine durchlebte Krise kann einen stärker machen.

Yaşanmış bir kriz insanı daha güçlü yapabilir.

Er erzählte von seinen durchlebten Abenteuern.

Yaşadığı maceraları anlattı.

yaşanmış bir ((et4)) Yaşanmış bir kriz insanı daha güçlü yapabilir.

Eş anlamlılar: yaşanmış, tecrübe edilmiş

'durchleben' (yaşamak, tecrübe etmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'durch' (içinden) + 'leben' (yaşamak).

Sadece gözlemlenmemiş, derinden 'yaşanmış' bir şeyi düşünün. Kişisel katılım ve dayanıklılık anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.