Nomen

die Tatsache

gerçek, olgu

Es ist eine Tatsache, dass die Erde rund ist.

Dünya'nın yuvarlak olduğu bir gerçektir.

Wir müssen uns an die Tatsachen halten.

Gerçeklere bağlı kalmalıyız.

Die nackten Tatsachen sind oft unangenehm.

Çıplak gerçekler genellikle rahatsız edicidir.

... olduğu gerçeği die Tatsache, dass ... Onun kazandığı bir gerçektir.

Fakt (olgu); Zıt anlamlılar: Lüge (yalan), Fiktion (kurgu)

'Tat' (eylem) ve 'Sache' (şey, mesele) kelimelerinden oluşur. 'Yapılmış bir şey', yani bir gerçek.

Bunu bir 'Tat-Sache', yani bir 'eylem-şey' olarak hatırlayın. Bir eylem yapıldıysa, bu bir gerçektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.