vor|bringen
Çeviri
ileri sürmek, öne sürmek, beyan etmek, arz etmek
Örnekler
Er hatte keine Argumente vorzubringen.
İleri sürecek hiçbir argümanı yoktu.
Sie wagte es nicht, ihre Bedenken vorzubringen.
Endişelerini dile getirmeye cesaret edemedi.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir şeyi)) ileri sürmek Hiçbir kanıt ileri süremedi.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: äußern (ifade etmek), anführen (delil göstermek); Zıt anlamlılar: verschweigen (gizlemek)
Etimoloji
'vor-' (öne) öneki ve 'bringen' (getirmek) fiilinden oluşur. Kelimenin tam anlamı 'öne getirmek'tir.
Hafıza İpuçları
Bir tartışmada bir argümanı herkesin önüne 'öne getirdiğinizi' hayal edin.