Nomen

der Glanz

parlaklık, parıltı, ihtişam, cila

Der Glanz des Goldes blendete ihn.

Altının parıltısı gözlerini kamaştırdı.

Sie trat mit viel Glanz auf.

Büyük bir ihtişamla sahneye çıktı.

Die Politur verleiht dem Holz neuen Glanz.

Cila, ahşaba yeni bir parlaklık verir.

((bir şeyin)) parıltısı bir şeyin parıltısı Der Glanz der Sterne ist wunderschön.

Eş anlamlılar: Schein, Schimmer, Leuchten, Pracht; Zıt anlamlılar: Mattheit, Stumpfheit

Eski Yüksek Almanca 'glanz' kelimesinden gelir, 'glänzen' (parlamak) ile ilgilidir.

Parlak bir 'lans' (mızrak ucu) hayal edin. 'Lans' ve 'Glanz' ses olarak birbirine benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.