adverb

astray

yoldan çıkmış, yanlış yola sapmış

The sheep went astray from the flock.

Koyun sürüden ayrılıp yolunu kaybetti.

He was led astray by bad friends.

Kötü arkadaşlar tarafından yoldan çıkarıldı.

go astray yoldan çıkmak, kaybolmak The sheep went astray from the flock.

lead sb. astray birini yoldan çıkarmak He was led astray by bad friends.

Eş anlamlılar: off course, off track

Eski Fransızca 'estraier' (dolaşmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'estraié' kelimesinden gelir. 'a-' öneki ve 'stray' kelimesinden oluşur.

Evden uzaklaşmış 'başıboş bir' (a stray) hayvan düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.