verb

spin

dönmek, eğirmek, çevirmek, çarpıtmak

The dancer can spin on one foot.

Dansçı tek ayak üzerinde dönebiliyor.

The washing machine is spinning the clothes.

Çamaşır makinesi çamaşırları sıkıyor.

Politicians often spin the news to their advantage.

Politikacılar genellikle haberleri kendi avantajlarına göre çarpıtırlar.

((around/round)) hızla dönmek. The dancer can spin on one foot.

((sth.)) (bir şeyi) hızla döndürmek. The washing machine is spinning the clothes.

((sth.)) (bilgiyi) belirli bir ön yargıyla sunmak. Politicians often spin the news to their advantage.

Eş anlamlılar: rotate (dönmek), revolve (dönmek), twirl (fırıl fırıl dönmek), whirl (dönmek)

Eski İngilizce'de 'örümcek' (eğirici) ile ilgili olan 'spinnan' kelimesinden gelir. Başlangıçta lifleri çekip iplik haline getirmek anlamına geliyordu.

Bir örümcek dönerek ağını 'örer' ('spins'). Bir politikacı gerçekleri ters yüz ederek bir hikayeyi 'çarpıtır' ('spins').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.