noun

cheek

yanak, arsızlık, yüzsüzlük

The baby has chubby cheeks.

Bebeğin tombul yanakları var.

He had the cheek to ask for more money.

Daha fazla para isteme cüretini gösterdi.

((sb.'s)) cheek (birinin) yanağı She kissed him on the cheek.

((to-inf)) cüretini göstermek bir şeyi yapacak kadar yüzsüz olmak He had the cheek to ask for more money.

Eş anlamlılar: yanak; arsızlık, cüret, yüzsüzlük (impudence)

Eski İngilizce'de 'çene, çene kemiği' anlamına gelen 'ceace' kelimesinden türemiştir. Yüzün bir bölümünü ifade eder.

Birinin arsızlık yapmak için yanaklarını (cheeks) şişirdiğini hayal edin. Bu, fiziksel yanak ile 'arsızlık' fikrini birleştirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.